Sevgili arkadaşlarım, dostlarım, Tango dostlarım, ailem ve hayatımda bir şekilde yer edinen herkese merhaba,
'Mektubunuz var.' hemde 2900km uzaktan gelen bir mektup. Sevdiklerimizle bizi bir arada tutan şey 'iletişimin' ta kendisi değil midir? Bende internetten yararlanarak bu bağı hiç koparmamak için bu blogu kurdum. Tüm sevdiklerimi yanı başımda hissedebileyim diye.
Şu anda resmen bir haftadır Norveçte yaşıyorum. Çok değişik bir deneyim. Herşey yepyeni, yeni insanlar, yeni bir dil, yeni hatta çok başka bir mevsim...Ama herşey çok güzel. Gerçi herşeyden mutlu olabilen bir insan için her şey güzel :) Şu bir hafta ne kadar uzun geldi bana. Geçen Salıydı kep atma törenimiz. 'FTR'arkadaşlarım hepinizi tekrar göemek çok güzeldi. Sağlık bilimleri fakültesinde attığımız konfetiler ve ant içmedeki basamak yükselme numaramızla yine FTR nin farkını herkese göstermiş olduk. Hala zor geliyor inanmak okulu bitirdiğimize, sanki tatile gitmişizde geri gelecekmişiz gibi hissediyorum. Sanırım Eylülde daha iyi anlayacağım geri dönmeyeceğimizi. Kep töreninden sonra uzun bir yolculuktan sonra Norveçe ulaştık. Bütün aile bizi sevinçle karşıladılar.Polise kayıt olmam gerektiği için ilk gün belgelerle uğraştık. Burada belge işleri o kadar kolayki hiç para ödemeden kuyrukta beklemeden herşeyi kolayca halledebiliyorsun. Eeee nüfüs 4.5 milyon olunca biraz daha kolay oluyor sanırım :)
Şu anda Martinin anne ve babasıyla yaşıyoruz. Bagn diye osloya iki saat uzaklıkta küçük bir kasaba... Martinin anne ve basıda fizyoterapistler, anlayacağınız tüm aile fizyoterapist dolu.Belli mi olur ilerde TR de klinik açarız. Sonraki günlerde, kışa hazırlık olsun diye evin izalasyonunu değiştiriyorlar, tüm aile beraber evi boyadık. İki katlı ahşap bir ev. Zatwn burada ahşap ev dışında ev görmek çok zor. Dağların arasında,ormanların içinde, kocaman bir ırmağın
ayırdığı küçük bir kasaba burası..Geçen hafta o kadar sıcaktı ki sıcaklık 30 dereceyi buldu. İlk kez bu kadar sıcak bir yaz yaşanıyormuş. Benim için o kadar komikti ki marketlerde bikininli hatunlar görmek 30 derecede. Bir haftaya o kadar çok sey sığdı ki odun kestim, rafting yaptım ( rafting rehberi olmayı öğreniyorum süper olacak), her fırsatta ırmakta yüzdüm, balık tuttum, dağa tırmandım... Ama dans edemedim. Ahhh TANGO o kadar çok özledim ki!
İnsanlar burada her işi yapıyorlar. Belkide bu kadar güçlü olmalarının sebebi bu. Gerçi yapmak zorundalar o kadar pahalı bir ülkeki bazı rakamları duyunca ağzım açık kaldı. Örneğin saç kestirmek 300kr= 75ytl , bir şişe 0.5 lt su 5 ytl, bir ekmek 5ytl... O yüzden herkes her işi yapıyor. Birde burada günler o kadar uzun ki ( yazın) bulut olmadığı zaman gece 12 de burası apaydınlık, 1 gibi hava alacakaranlık oluyor 3 gibi tekrar aydınlanmaya başlıyor. O yüzden insan bir güne o kadar çok şey sığdırabiliyorki...
Bu arada evdekilere bol bol Türk yemekleri yapıyorum bulgur pilavi, közlenmiş patlıcan salatası, www.portakalagaci.com dan bulduğum tarifler ( heheheh Martin gözleme yatpı hamurunuda kendi ellleriyle açtı) Karpuzun tadını özledim burada ki karpuzların hiç tadı yok. Ayrıca Türk kirazıylada övünüyorum. Bizim orada yediğimiz kiraz Turkish cherry adıyla kilosu nerdeyse 70 ytlye satılıyor. Sadece zenginler satın alıyorlarmış...
Martin Ağustosta işe başlayacak, benim fzt olarak çalışmam zaman alacak. Çünkü Norveççemin seviye 3 olması gerekiyor. Ağustosun ortasında katılmammın zorunlu olduğu Norveççe ve sosyal bilgiler kursu alacağım. Gerçi Bergenstest diye bir sınav var orada seviye 3 olduğumu kanıtlarsam kursa gitmemem gerek kalmayacak. Şimdilik ona çalışıyorum. Bakalım hayat ne getirecek???Herkes Norveççemin iyi olduğunu söylüyor. Martinin TR de yakaladığı popülerliği yalaladım sayılır. Sanırım ülkeler ve diller böyle. Yabancı biri olarak o ülkenin dilini konuşmaya çabaladığınız zaman insanlar sizi seviyorlar. Bu arada ağustosta ehliyet kursuna başlayacağım.(TR ehliyetimi kabul etmediler) Burada ehliyet almak biraz zor 4 aşamadan geçmek gerekiyor. Gündüz sürüşü, karanlıkta sürüş, ıslak zemin ve buzlu zemin olmak üzere...
Şimdilik ne zaman bir daha TANGO yapacağım biraz karanlıkta. Her şeyin olduğu bu kasabada bir tek TANGO yok. Keşke ben biraz daha iyi bilseydim de kurs verseydim burada. Bir haftadır dans etmiyorum ama o kadar özledim ki. Buradaki kütüphaneden ingilizce TANGO hakkında kitaplar buldum, onları okumaya başladım. Şimdilik TANGO benim için kitaplarda ama ondan vazgeçmeyeceğimi biliyorum. Bir şeyi, bir yeri, birini seversiniz ya ama karar veremezsiniz ya o sizin hayatınız da vazgeçilmez olmuşmudur olmamışmıdır diye, işte o zamn bir ayrılık gerekir, bir mesafe bir uzaklaşma... ondan, o yerden, o şeyden uzaklaşınca onu çok çok özlüyor, onu düşünüyor, ona tekrar ulaşmak istiyorsanız EVET o sizin için vazgeçilmez olmuştur. Onun adı TUTKU olmuştur. Sanırım şu anki durum bu benle TANGO arasındaki... Belki TANGO yapmamıyorum ama hayatı TANGO gibi yaşamaya çalışıyorum. Hep merkezimde kalarak, çizgimi bozmadan, tüm ayrıntısına kadar hissetmeye çalışarak hayatı. AkademiTANGO dostları yeni sistem nasıl gidiyor? O kadar güzel görünüyor ki meraktan ölüyorum nasıl diye?
Anlatılacak o kadar şey, paylaşılacak o kadar çok şey ve yazılacak o kadar çok şey var ki korkuyorum detayların arasında kaybolup gitmekten.. Fizyoterapist dostlarım herkes işe girdimi kim ne yaptı mutlaka yazın bana? Tango dostların nerde ne festival var dans nasıl gidiyor yazın bana? Arkadaşlarım dostlarım hayat nasıl kim nerelerde neler yapıyor yazın bana? Beni habersiz bırakmayın. Bana cevap yazmak isteyenler için email adresim blackcats_dreams@hotmail.com yada fzt.irem.ozturk@hotmail.com Bu arada adreslerini eklemek isteyenler ekleyebilirler. Kim bilir günün birinde gerçek bir mektup ulaşır elinize yada belli mi olur deliliğim tutar atlayıp gelirim. Bilenler bilir süprizleri sever, süprizlerle yaşarım :)
Bir daha ki mektuba kadar kendinize iyi bakın hepinize kocaman kocaman öpücükler.
Sevgiler İrem.




